İstanbul İşçi Avukatı
İstanbul işçi avukatı olarak, çalışma hayatından doğan uyuşmazlıklarda işçilerin haklarını korumak üzere hukuki destek sunuyoruz. İşten çıkarılma, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları, işe iade talebi veya işyerinde maruz kalınan mobbing gibi konularda dosyanızı baştan sona takip ediyoruz.
Çalışma hayatındaki uyuşmazlıklarda zaman kritik bir unsurdur. İşe iade gibi bazı taleplerde hak düşürücü süreler işlerken, işçilik alacaklarının önemli bir kısmı zamanaşımına tabidir. Her iki hâlde de gecikme, hakkın tamamen veya kısmen kaybedilmesiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle fesihten sonra bir iş hukuku avukatına danışarak ilk adımların doğru atılması, sürecin tamamını etkiler.

İçindekiler
İşçi Hakları İçin Hangi Avukata Başvurulur?
İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar, iş hukuku alanında çalışan avukatların görev alanına girer. Uygulamada bu avukatlar “işçi avukatı” veya “iş hukuku avukatı” olarak anılır. Türk hukukunda resmî bir uzmanlık branşı bulunmamakla birlikte, iş davalarının kendine özgü usul kuralları, süreleri ve ispat yöntemleri olduğundan, bu alanda düzenli dosya takibi yapan bir avukatla çalışmak önem taşır.
İş uyuşmazlıkları İş Mahkemeleri’nde görülür ve bu davaların açılması bazı durumlarda İş Kanunu uyarınca belirli bir süreyle sınırlandırılmış olabilir. Örneğin İş Kanunu’nda yer alan diğer koşulların sağlandığı hallerde, işe iade talebi için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. Anılan bir aylık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup bu bir aylık sürenin kaçırılması halinde artık diğer koşullar sağlanıyor olsa dahi işe iade talep edilemeyecektir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak adına sürecin en başından itibaren iş hukuku alanına hakim bir avukata danışarak yürütülmesi önem arz etmektedir.
İstanbul İşçi Avukatı Hangi Davalara Bakar?
İstanbul’da işçi ve işveren uyuşmazlıklarında geniş bir alanda hukuki hizmet sunuyoruz:
- Kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hesaplanması ve dava edilmesi
- İşe iade davaları, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti talepleri
- Fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil ücreti alacakları
- Ödenmeyen maaş, yıllık izin ücreti, prim ve ikramiye alacakları
- Mobbing kaynaklı manevi tazminat davaları
- İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları
- Sigorta primlerinin hiç veya eksik yatırılmasına ilişkin hizmet tespit davaları
- Zorunlu arabuluculuk sürecinde işçi ve işveren vekilliği
İşten Çıkarılan İşçi Hangi Haklarını Talep Edebilir?
İş sözleşmesi sona eren bir işçinin talep edebileceği haklar, feshin kim tarafından ve hangi gerekçeyle yapıldığına göre değişir. Başlıca kalemler şunlardır:
Kıdem tazminatı: En az bir yıllık çalışması bulunan işçinin, kanunda sayılan fesih hâllerinde talep edebileceği tazminattır. İşverenin haklı nedenle feshi gibi bazı durumlarda işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.
İhbar tazminatı: Bildirim sürelerine uyulmadan yapılan fesihlerde, süreye uymayan taraftan talep edilir.
Ödenmeyen ücretler: Maaş, prim ve ikramiye gibi ödenmemiş alacaklar.
Fazla mesai ücreti: Haftalık ara dinlenmeleri hariç 45 saati aşan çalışmalar ile bir iş günü içinde ara dinlenmeleri hariç 11 saati aşan çalışmalar fazla mesai niteliğindedir. Fazla çalışma ücreti, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 artırılmasıyla ödenir.
Fazla sürelerle çalışma: Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, belirlenen çalışma süresini aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar fazla sürelerle çalışma niteliğindedir ve fazla mesaiden farklı olarak %25 zamlı ücret üzerinden ödenir.
Yıllık izin ücreti: Kullanılmayan yıllık izinler, iş sözleşmesi sona erdiğinde ücret alacağına dönüşür.
İşe iade: Kanuni koşulların varlığında, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talep edilebilir.
İş kazası tazminatları: İş kazası veya meslek hastalığı hâlinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.
Hangi kalemlerin talep edilebileceği ve tutarların ne olacağı, her dosyanın kendi koşullarına göre belirlenir.
İstifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
Kural olarak iş sözleşmesini kendi isteğiyle sona erdiren, yani istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Ancak bu kuralın önemli istisnaları vardır. İşçi, İş Kanunu’nun 24. maddesinde sayılan haklı nedenlerden birinin varlığı hâlinde sözleşmeyi derhal feshedebilir ve buna rağmen kıdem tazminatına hak kazanır. Bu hâllerde işçinin feshi hukuken “istifa” değil, haklı nedenle fesih sayılır.
İşçiye haklı fesih imkânı veren başlıca durumlar şunlardır:
- Ücretin kanun veya sözleşme şartlarına uygun olarak ödenmemesi
- Ödenmesi gereken fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi
- Sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya gerçek ücret üzerinden bildirilmemesi
- İşçinin yazılı kabulü olmaksızın çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapılması
- İşyerinde işveren veya işveren vekili tarafından hakaret, taciz veya psikolojik tacize maruz kalınması
- İş sağlığı ve güvenliği bakımından işçinin sağlığını veya yaşayışını tehlikeye sokan koşulların bulunması
- Yıllık izin hakkının mevzuata aykırı şekilde kullandırılmaması
Bunların yanında kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde, erkek işçinin muvazzaf askerlik nedeniyle ve emekliliğe hak kazanan işçinin bu gerekçeyle sözleşmeyi feshetmesi gibi birtakım hâllerde de işçi lehine kıdem tazminatı hakkı doğar.
Burada kritik nokta şudur: Haklı nedenle fesih hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren belirli bir süre içinde kullanılmalıdır. Sadece “istifa dilekçesi” vererek ayrılan işçi, haklı nedeni olsa dahi bunu ispatlamakta güçlük yaşayabilir. Bu nedenle işçinin, haklı nedenle fesih hakkının bulunduğunu düşündüğü durumlarda bir avukata danışmadan istifa veya fesih dilekçesi düzenleyerek iş sözleşmesini sona erdirmemesi önemlidir. Fesih bildiriminin içeriği, dayandığı nedenler ve kullanılan ifadeler, daha sonra açılabilecek davalarda önem taşıyabilir. İşçinin fesih iradesini ve dayandığı nedenleri doğru şekilde ortaya koyması gerektiğinden, sözleşmenin sona erdirilmesinden önce hukuki durumun değerlendirilmesi olası hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.
İşten Çıkarıldığınızda Atmanız Gereken İlk Adımlar
Fesih anı, çoğu işçi için hazırlıksız yakalanılan bir andır. Bu aşamada atılacak adımlar, ilerleyen süreçte elinizde bulunacak delilleri ve taleplerinizin kapsamını doğrudan belirler.
Fesih bildirimini yazılı olarak isteyin. İşveren feshi sözlü yapmışsa, bunun yazılı hâlini ve fesih gerekçesini talep edin. Fesih gerekçesi, sonradan işveren tarafından değiştirilemez; bu nedenle ilk beyanın kayda geçmesi önemlidir.
Okumadığınız hiçbir belgeyi imzalamayın. Özellikle “ibraname”, “feragatname” veya “tutanak” başlıklı belgeler, alacaklarınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelebilir. Baskı altında imzalattırılan belgeler sonradan iptal edilebilir; ancak bu ayrı bir ispat yükü doğurur. İmzaladığınız her belgenin bir örneğini mutlaka talep edin.
İstifa dilekçesi imzalamaya zorlanırsanız kabul etmeyin. Uygulamada bazı işverenler, tazminat ödememek için işçiden istifa dilekçesi ister. İmzalanan istifa dilekçesi, kıdem ve ihbar tazminatı talebinizi ciddi biçimde zorlaştırır.
Belgelerinizi işyerinden ayrılmadan derleyin. Çalışma sürenizi, ücretinizi ve fazla mesailerinizi gösteren belgelere (bordro, puantaj, giriş-çıkış kayıtları, yazışmalar) ayrıldıktan sonra erişiminiz kısıtlanabilir. Mümkünse bunların kopyalarını önceden edinin.
Tanık olabilecek kişileri belirleyin. İş davalarında tanık beyanı sıklıkla belirleyici olur. Aynı işyerinde çalışan veya sizinle aynı dönem çalışmış ve sizin fesih sebebi ettiğiniz konulara ilişkin tanıklıkları bulunan kişilerin iletişim bilgilerini kaydedin.
SGK hizmet dökümünüzü alın. E-Devlet üzerinden erişebileceğiniz bu belge, sigortalı çalışma sürenizi ve prime esas kazancınızı gösterir; eksik bildirim varsa buradan tespit edilir.
Vakit kaybetmeden değerlendirme alın. Özellikle işe iade talebiniz varsa süre bir aydır ve bu süre geçtiğinde hak ortadan kalkar. Bu nedenle erkenden bir uzmandan bilgi alınması önem arz eder.
İş Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İşçilik alacakları ve işe iade taleplerinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava şartıdır. Bu aşama genellikle birkaç hafta içinde sonuçlanır ve tarafların anlaşması hâlinde düzenlenen tutanak, ilam niteliğinde belge sayılarak icraya konulabilir.
Arabuluculuğun hızlı sonuç vermesi önemli bir avantajdır. Ancak hazırlıksız girildiğinde bu hız dezavantaja dönüşebilir. Alacak kalemlerinin eksik hesaplanması, işçinin gerçekte hak ettiğinden düşük bir tutara razı olmasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca anlaşma belgesinde hangi alacakların, hangi tutar ve koşullarla kararlaştırıldığı büyük önem taşır; belgede kapsama alınan alacaklar bakımından sonradan dava açılması mümkün olmayabilir. Bu nedenle arabuluculuk masasına, alacakların doğru hesaplandığı bir hazırlıkla oturmak gerekir.
İşçi Avukatına Başvurmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalı?
Görüşme öncesinde aşağıdaki belgeleri toplamanız, dosyanızın hızlı ve doğru değerlendirilmesini sağlar:
- İş sözleşmesi (varsa yazılı hâli)
- Fesih bildirimi ve tebliğ tarihi
- Son dönem maaş bordroları
- Banka hesap hareketleri (ücret ödemelerini gösteren)
- SGK hizmet dökümü ve işe giriş-çıkış bildirgeleri
- Fazla mesaiyi gösteren kayıtlar (puantaj, giriş-çıkış kayıtları)
- İşveren veya yöneticilerle yapılan yazışmalar (e-posta, WhatsApp)
- İmzaladığınız tutanak, ibraname veya benzeri belgeler
- Tanıklık edebilecek çalışma arkadaşlarının bilgileri
Bu belgelerin tamamına sahip olmamanız sürece engel değildir; eksik belgeler dava aşamasında mahkeme aracılığıyla da temin edilebilir.
İşçi Avukatı Ücretleri Nasıl Belirlenir?
İş davalarında avukatlık ücreti, müvekkil ile avukat arasında serbestçe kararlaştırılır. Bu belirleme yapılırken İstanbul Barosu’nun her yıl yayımladığı tavsiye niteliğindeki avukatlık ücret tarifesi bir referans noktası oluşturur. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, ücretin altına inilemeyecek sınırı gösterir.
Ücreti etkileyen unsurlar dosyadan dosyaya değişir. Uyuşmazlığın hukuki karmaşıklığı, talep edilen alacak kalemlerinin sayısı ve tutarı, delil durumu, sürecin tahmini uzunluğu ile dosyanın arabuluculuk aşamasında sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirleyici olur. Uygulamada işçilik alacağı davalarında ücret, çoğu zaman dava sonunda elde edilecek tutarın belirli bir yüzdesi olarak kararlaştırılır.
Ayrıca, davayı kazanan taraf lehine mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ayrı bir kalemdir. Bu tutar karşı taraftan tahsil edilir ve taraflar arasında kararlaştırılan avukatlık ücretinden bağımsızdır.
AŞAĞIDAKİ TABLO HAKKINDA: Tabloda yer alan rakamlar İstanbul Barosu’nun tavsiye niteliğindeki tarifesinden alınmıştır ve yalnızca yol gösterici niteliktedir. Avukatlar bakımından bağlayıcı değildir; somut uyuşmazlığın kapsamına göre bu tutarların altında veya üzerinde anlaşmak mümkündür.
İş Hukuku İçin 2026 Yılı İstanbul Barosu Tavsiye Niteliğinde En Az Ücret Çizelgesi
| Değeri para ile ölçülebilen iş davaları (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) | 95.000 TL’den az olmamak üzere dava değerinin %16’sı |
| Değeri para ile ölçülemeyen iş davaları (işe iade vb. davalar) | 95.000 TL |
| İhtarname, ihbarname, protesto düzenleme (sadece bu işlem yapılacaksa) | 45.000 TL |
| Arabuluculuk süreçlerinde taraf vekilliği | 50.750 TL’den az olmamak üzere uyuşmazlık değerinin %16’sı |
| Büroda sözlü danışma | İlk bir saat için 14.500 TL, bir saati aşan her bir saat için 9.500 TL |
| Yazılı danışma | 29.000 TL |
| Sesli ve görüntülü iletişim araçları ile danışma | 13.000 TL |
| Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma | İlk bir saat için 21.750 TL, bir saati aşan her bir saat için 11.600 TL |
| Dava, cevap dilekçesi vb. dilekçeler (sadece bu işlem yapılacaksa) | 60.000 TL |
| İstinaf, temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri (sadece bu işlem yapılacaksa) | 75.000 TL |
| Diğer her türlü sözleşme düzenlenmesi | 87.000 TL’den az olmamak üzere sözleşme değerinin %5’i |
| Adi, kollektif, komandit, limited şirketlere sürekli danışmanlık (Aylık) | 79.750 TL |
| Üye sayısı 100’den az kooperatiflere sürekli danışmanlık | (Aylık)72.500 TL |
| Üye sayısı 100’den fazla kooperatiflere sürekli danışmanlık (Aylık) | (Aylık)87.000 TL |
| 250.000 TL’den az sermayeli anonim şirketlere sürekli danışmanlık | (Aylık)87.000 TL |
| 250.000 TL’den fazla sermayeli anonim şirketlere sürekli danışmanlık | (Aylık)101.500 TL |
| Para alacakları için icra takibi | 50.000 TL’den az olmamak üzere alacağın %16’sı |
Kaynak: İstanbul Barosu
Tablo hakkında dikkat edilmesi gereken bir nokta: Tarifede yer alan kalemler ayrı ayrı gösterilmiş olsa da, bunların büyük bölümü tek bir dosya kapsamında yürütülen işlerdir. Örneğin işçilik alacağı davası için anlaşan bir müvekkilden, aynı süreç içinde yapılan arabuluculuk başvurusu, ihtarname gönderilmesi veya icra takibi için ayrıca ücret talep edilmez. Tarifedeki bu kalemler, yalnızca ilgili işlemin tek başına yapılması hâlinde (örneğin sadece arabuluculuk süreci yürütülecekse) uygulama alanı bulur.
İstanbul’da İş Davaları Hangi Mahkemede Görülür?
İstanbul’da İş Davaları Hangi Mahkemede Görülür?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca iş davalarında yetkili mahkeme, uyuşmazlığın türüne ve tarafların durumuna göre belirlenir. İstanbul’da bir iş davası açılmadan önce, somut olay bakımından hangi mahkemenin yetkili olduğunun tespit edilmesi gerekir.
Genel Yetkili Mahkemeler
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi: Dava açıldığı tarihte davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yerinin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
- İşin yapıldığı yer mahkemesi: İş sözleşmesinin fiilen ifa edildiği, yani işçinin çalıştığı yer iş mahkemesi de yetkilidir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Davalarında Yetki
İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında genel yetkili mahkemelere ek olarak:
- İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi,
- Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi
de yetkilidir.
Yetki Sözleşmesi Yapılamaz
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, iş davalarında kanunda belirlenen yetki kurallarına aykırı olarak yetki sözleşmesi yapılamaz. Bu nedenle iş sözleşmesine, kanunda öngörülmeyen bir mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin hüküm konulması kural olarak geçerli değildir.
İstanbul İşçi Avukatı ile İletişim
Dosyanızın somut koşullarını değerlendirmek üzere ücretsiz ön görüşme imkânı sunuyoruz. Bu görüşmede talepleriniz, olası alacak kalemleri ve izlenecek yol hakkında bilgi alabilirsiniz. Görüşmeler büromuzda yüz yüze veya telefon üzerinden yapılabilir.
İstanbul işçi avukatı veya iş hukuku avukatı desteğine ihtiyaç duyuyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Çalışma hayatına ilişkin genel bilgiler için İş Hukuku sayfamızı da inceleyebilirsiniz.
